. gerçekten harika sözleri olan ve az önce şans eseri edip akbayram'dan dinlediğim türkü. ali asker yorumu daha bilinenidir. şu metrisin önü bir uzun alan bir tek seni sevdim gerisi yalan senin hasretindir hücreme dolan bir tek seni sevdim gerisi yalan hücremdeyim hasretinle yanarım senin için her gün her gün ağlarım kanım hep içime akar kanarım beni anlamadın ona yanırım şarkının orjinal adı "metris'in önü"dür. erdal eren için yazılmıştır. türkücülerin klip eşliğinde söylemesiyle, barlarda aşıkların birbirlerine söylemeye başladığı bu türküyü ali asker'den dinlediğinizde daha anlamlıdır. şarkının girişinde bir de şiir vardır; ben hep onyedi yaşındayım her ayak sesinde ürperirim demir kapının her açılışında göğsümün kafesine sığmaz yüreğim her türlüsünü tattım acıların, ayrılıkların bir seni beklerken kendimi yenemedim ali asker'in girişteki bağlama solosu ve şiiriyle dinleyeni darmadağın eden bir şarkıdır. yazılma nedenini de düşününce insan daha beter olur. bir dönem için, türkü barların 'istiklal marşı' denilebilir. öyle ki; çalmayanı, söylemeyeni, bilmeyeni dövebilirlerdi. ali asker hakkını vererek okumuştur bu türküyü, adama çok kötü koyar. kaç defa dinlenmişse dinlensin, verdiği his her zaman aynıdır; -çok keskin bir şey, evet zevk, acı gibi bir zevk. ağlıyorum ve dinliyorum. ağlıyorum ve galiba hatırlamaya başladım. metris'e umutsuzca da olsa, belki görürüz diye arkadaşlarımızın peşine düşmemiz... oralarda evlatlarını görebilmek için uzak şehirlerden gelen yoksul insanlar... vazgeçmeyen ana babalar... yapılan işkencelerden ayakta duramadığı için görüşe çıkamayan, bazen de ana babası kahrolmasın üzülmesin diye çıkmayan arkadaşlar... ekim ayında ilk gençlik arkadaşımı ilk yoldaşımı kaybettim. ondan iki ay sonra da başka bir ilk gençlik arkadaşım ve yoldaşım daha göçtü gitti bu dünyadan. ali asker'in bu şarkısı da bana önce kaybettiğim arkadaşlarımı, sonra da yaşadığımız o kabus dolu yılları hatırlattı. birlikte söylediğimiz türküleri, beraber iş kotarmanın ve yoldaşlık etmenin coşkusunu, masumluğuyla kıyaslanamayacak kadar tehlikeli işlere giriştiğimizi ve her birimizin çok ama çok genç bir o kadar da temiz ve iyi insanlar olduğumuzu hatırladım. üstelik bugün kızımın okulunda bir oyun izledik. şili'de pinochet döneminde işkence görmüş, tecavüze uğramış bir kadın devrimcinin öyküsünü anlatıyordu. işkencecisini sesinden tanıyor ve onu öldürmek istiyor. kızım henüz hazırlık sınıfında, konu doğrusu ya onu epey aşar. ama bana ülkemizde yapılmış olan 12 eylül darbesini sordu. o zaman neler olmuştu onu anlattım. ilerleyen saatlerde kendi kendime bu şarkıyı mırıldanmaya başladığımı fark ettim. sonrasında da arkadaşlarımı, o zaman ki yoldaşlarımı düşünüp çok duygulandım. sanırım insan bu dünyada yaş aldıkça, hatıralar zihninden kalbine fırlayıveren bir hançer bazen. kanattıkça kanatıyor. insan olan, kalbi olan bu dünyadaki haksızlıkların giderilmesini istemez mi? yoksulun, güçsüzün yanında saf tutmaz mı? aklı ve düşünceleri her insanın eşit ve özgür yaşaması gerektiğini söylemez mi? demokratik, özgür, bağımsız bir ülkenin yurttaşı olmak istemez mi? ister elbet. ama böyle düşündüğü ve bunu topluca düşündüğü için, okuduğu için, yazdığı için insanlar suçlu sayıldılar. kitapların suç delilleri olarak tvda gösterildiği zamanlarda büyüdüm ben. elbet şimdiden bakınca bazı meselelerde düşüncelerim değişti. hiçbir toplumsal proje ya da hiç bir ülküsel düşünce insan hayatından daha değerli değil benim için. ama o özlemlerim ve hayallerim bitmedi. ben hala insanın insan gibi yaşaması ve toplumsal eşitsizliklerin giderilmesi gerektiğini düşünüyorum. bağımsız ve demokratik bir bir ülke istiyorum. emperyalizmin kuklası olmayan bir devlet ve hükümet istiyorum. işkencecilerin cezalandırılmasını, bu suçta zaman aşımının olmamasını istiyorum. 17 yaşında hücresinde ölümü bekleyen, her ayak sesinden ürperen çocuk da olmasın yetişkin de. bu hali de dinlenmelidir. bu aralar sürekli mırıldandığım harika eser. hasreti yerlere vurdurur bunun üzerine ali asker müziği bırakır. zaten bırakmış da olabilir gerçi takip etmiyorum. neyse, enfes bir yorum özetle. edit bugün bu hanımefendiyi gördüğümden biri içimdeki merak duygusundan kurtulamadım. ah merak...kudurtur insanı. twitter, instagram, deep turkish web, kısaca sosyal medyanın envai çeşit tonuna vakıf bütün kankalarımı yokladım bu hanımın instası var mı yok yok. mei pes eder mi aramaya
Şu yalan dünyaya geldim giderim Gönül senden özge yar bulamadım Yaralandım al kanlara belendim Elimin kanını yur bulamadım Güzellerin zülfü destedir deste Erenler hak için oturmuş posta Bir zaman sağ gezdim bir zaman hasta Hasta halın nedir der bulamadım Pir sultan abdalım dağlar ben olsam Üstü mor sümbüllü bağlar ben olsam Âlem çiçek olsa arı ben olsam Dost dilinden tatlı bal bulamadım FAVORİYE EKLE
Bağlama Notaları Şu Metrisin Önü Notaları Edip Akbayram’a ait Şu Metrisin Önü türküsü notaları do re mi şeklinde paylaşılmıştır. Şu Metrisin Önü Do Re … notAdamOcak 15, 202216
şu metrisin önü sözleri kime ait